İmmünite sözcüğü latince “immunis=vergiden muaf” sözcüğünden türetilmiş konağın hastalıklara karşı muafiyetini, yani direncini belirtmek için kullanılmıştır

Çevremizde pek çok mikrop yaşamaktadır. Bakteri ve virüs olarak tanımlanan mikropların vücudumuz tarafından yabancı olarak tanınmasını sağlayan küçük maddelere ‘antijen’ denir. Antijenler mikropların tanınmasında “anahtar” rol oynar.

Vücudumuzu hastalık yapan mikroplardan koruyan savunma sistemine ‘immün sistem’ denir. İmmün sistemi oluşturan hücrelerin başlıcaları ‘T hücresi, B hücresi, Fagositler, Doğal öldürücü (NK) hücre’ lerdir. Bu hücrelerin üzerinde mikropları veya yabancı maddeleri tanımaya yönelik ‘reseptörler’ bulunur. Reseptörler, mikroplardaki anahtarları (antijenleri) tanıyabilen kilitler olarak düşünülebilir. Anahtar-kilit (reseptör-antijen) bir araya gelince hücreler hareketlenir ve mikroplara karşı ‘savunma sistemi’ devreye girer.

Bağışıklık sistemi doğada karşılaştığı bakteri, virüs, mantar, parazit ve farklı maddelere karşı konağı 3 basamakta savunur;
• Yabancı olduğunu algılar
• Bunlara karşı savunmayı sağlar
• Bir daha unutmamak üzere belleğine kaydeder

 

 

Eritrositler Gaz alışverişinden sorumludur. Nükleusları yoktur. Hemoglobin taşırlar

Trombositler Hemostazda görevlidirler. Granüllerinde pıhtılaşma faktörleri, ADP, ATP, kalsiyum, serotonin, katekolaminler vardır.

Nötrofil Vücuda dışarıdan giren mikroorganizmaların fagositozundan sorumludur

Bazofil Koyu renkli granülleri vardır. Bu granüller heparin, histamin, SRSA içerir. IgE ile ilişkili aşırı duyarlılık reaksiyonlarında rol oynar

Eozinofil Özel granülleri vardır. Nukleusu iki lobludur. Antijen-antikor komplekslerini ve parazitleri fagosite eder

Lenfosit Viral enfeksiyonlarda, hücresel ve hümoral bağışıklıkta görev alırlar

Monosit Başta fungus (mantar) ve mikobakteriler olmak üzere mikroorganizma ve debrilerin (istenmeyen atıklar) fagositozundan, antijenin işlenmesi ve sunulmasından sorumludur

Savunmayı sağlayan maddeler
• Derimizin bütünlüğü ve mukoza membranları mekanik bir engel oluşturur
• Ter ve yağ bezleri deri yüzeyinde pH’yı düşürerek bakteri ve mantarların canlı kalmasını engeller
• Solunum yollarını kaplayan kirpiksi yüzey hücreleri, nem, mukus salgısı toz, bakteri ve virüsün akciğeri kaplayan hücrelere girişini önler.
• Midede bulunan asit salgı ishale yol açabilen canlıların yaşamasını engeller
• Vücudun dış ve iç yüzeylerindeki normal bakteri florası, hastalık yapan canlıların üremesine izin vermez
• Doku ve vücut sıvılarında (gözyaşı) bulunan lizozim bakterinin ölümüne neden olurlar

NK HÜCRESİ
Görevi virüsler ve kanserden korunmanıza yardımcı olmak…
Virüsler bizleri hasta etmek isteyen düşmanlardır. Vücut hücrelerimizi ele geçirir, içlerine yerleşirlerse zararlı ürünlerini hücrelerimize imal ettirirler.
Kanser ise bir grup hücremizin vücudumuza baş kaldırıp isyan etmesidir. Öyle fazla çoğalırlar ki bulundukları yere sığamaz, tüm vücuda yayılırlar. Gittikleri yerleri ele geçirir, organlarımızın görevlerini yapmalarına engel olurlar. Kanserli veya virüsler tarafından ele geçirilmiş bozuk hücreler yok edilmezse sağlığımızı kaybeder, hastalanırız.

Vücudumuzda sağlıklı her hücre bayrak taşır (MHC I), hücreler virüsler tarafından işgal edilirse veya programlarındaki bozukluklar sonucunda kanserleşmeye yönelirlerse sahip oldukları bayraklarını kaybederler. NK hücreleri, vücutta devriye gezerek bayraklarını kaybetmiş hücreleri saptar ve bunları yok eder. Bunu içinde taşıdığı bomba benzeri moleküller ile gerçekleştirir.

Gücü tek başına başarmaya yetmez ise, bazı maddeler salgılayarak çağrılar gönderir. Savunma sistemimizin diğer hücreleri, sitokin olarak bilinen bu maddeleri tanıyarak yardıma gelirler.

Fagositler mikropları yiyerek ortadan kaldırır
Ayrıca haber göndererek diğer fagositleri de yardıma çağırır.

İmmün sistemin large (L) beden hücrelerinden biri olan fagositler mikrobu vücutta ilk karşılayanlardandır.

Doğal bağışıklık denince akla ilk gelen fagositlerdir. Eğer mikrop uzaktaysa çağrıldığı yere hızla gider, yüzeyindeki kollarla mikrobu çevreler, yer-yutar ve sindirir.

Mikropları sindirmesi için aktif, dinamik ve heyecanlı olması gerekir. Eğer miskin miskin kalırsa, hastalıklar ortaya çıkabilir.

Eğer mikrop çok güçlüyse ve çok miktarda ise, yetersiz olduğu durumda en yakın dostları T ve B hücrelerini çağırır.

Kompleman Sistemi hızla etkin hale geçer, yabancı hücreye saldırıya geçer ve bizi enfeksiyonlardan korur

B Hücresi:
Vücudumuzda mikroplarla savaşan hücrelerden birisi de “B hücresi”dir. B hücresi kemik iliğinde üretilir. Kana karışıp vücutta dolaşarak, reseptörüne (kilitlerine) uygun antijen (anahtar) arar. Bulduğunda diğer hücrelerin (T hücresi) yardımı ile aktiflenir. Bölünerek çoğalır ve önce “hafıza” daha sonra da “plazma” hücrelerine dönüşür.

Hafıza B hücreleri, aynı tür mikrop vücudumuza tekrar girerse mikrobu tanımak ve çok çabuk savunma yapmak için hazır bekler.

B hücreleri, immünoglobülin veya antikor denilen koruyucu protein yapar!

Plazma hücreleri “antikor” üretir. Antikorlar Y şeklinde proteinlerdir ve mikropların üzerindeki antijenlere kolayca bağlanır. Böylece mikropların diğer savunma hücreleri tarafından da tanınmasını ve vücudumuzdan temizlenmesini sağlar.

Antikorların 5 tipi vardır:
A, D, E, G ve M

Vücudumuzda oran olarak en çok G ve M tipi antikor vardır, ama mikroplara en çok maruz kalan ağız, burun gibi organlarda A tipi antikor daha sık bulunur.

İMMÜNOGLOBÜLİN M
Vücudumuza girer ve bizi hasta ederler
Mikroplara karşı ilk savunmayı IgM sağlar

IgG; mikropla karşılaşmak için kanla dolaşır
IgA, vücudumuzda tükürük, gözyaşı ve mukusda bulunur. Ağız, burun, akciğer ve barsaklar gibi bölgelerde koruyucudur.

T Hücresi
Vücudumuzdaki büyük kemiklerin iç kısımlarında üretilir, olgunlaşmak için “timus” denen organa gidip eğitim alır, farklı işlevler için değişime uğrar ve kendisine görev verildiğinde diğer savunma elemanları ile işbirliğine giderek işin özelliğine göre çeşitli aktiviteler gösterir.

Ana görev hücresel bağışıklığı sağlamak, diğer hücrelere (örneğin genel bağışıklığı sağlayan B hücresi vs..) yapması gereken işleri aktarmak ve sonuçta vücudu sağlıklı tutmaktır.

Öldürücü T hücresi enfekte hücreleri öldürür!!

Çevremizde yaşayan pek çok mikrop vardır.Vücudumuz bu mikroplarla biz fark etmeden savaşır. Mikroplarla baş edemediğimiz durumlarda da “hasta” oluruz. Sağlıklı kişilerde yeterli sayıda B hücresi varken bazı hastalıklarda B hücre sayısı değişebilir. Bazı lösemi/lenfoma tipleri ve bazı immün yetmezlikler bu hastalıklara örnek olarak verilebilir.

İMMÜN YETERSİZLİK
İmmün sistem hücreleri yokluğunda “İMMÜN YETERSİZLİK” gelişir.

Primer immün yetersizlik hastalıklarının en önemli 10 belirtisi
• Bir yılda 8’den fazla enfeksiyon geçirme
• Bir yılda 2’den fazla ciddi sinüs enfeksiyonu
• 2 aydan uzun süren etkisiz antibiyotik kullanımı
• Bir yılda 2’den fazla pnömoni
• Büyüme ve gelişme geriliği
• Yineleyen derin doku veya organ apseleri
• Bir yaşından sonra ağızda veya ciltte uzun süre devam eden mantar enfeksiyonu
• Enfeksiyonu iyileştirmek için damar içi antibiyotik kullanımı gereksinimi
• 2’den fazla derin doku yerleşimli enfeksiyon
• Ailede primer immün yetersizlik öyküsü

Primer İmmün Yetersizlik
% 65 B hücre (antikor) yetersizliği
% 15 Kombine immün yetersizlik
% 5 T hücre (hücresel) eksiklikleri
% 10 Fagosit fonksiyon bozukluğu
% 5 Kompleman eksikliği

Hümoral immün yetersizlik & klinik nitelikleri

 

XLA Yineleyen sinüzit ve akciğer enfeksiyonları görülür
CVID Ciddi doku hasarı olur; Bronşektazi
IgG ve IgG alt grup eksikliği Enfeksiyonları karşı yeterli düzeyde koruyucu antikor yanıtı gelişmez
İzole IgA eksikliği İmmün sistemde dengesizlik; Otoimmün hastalıklar, Allerjik hastalıklar, lenf düğümlerinde aşırı büyüme

 

İmmünoglobülin tedavisi

EOZİNOFİL

Eozinofiller allerjik reaksiyonlarda önemli rol alan kan hücrelerimizdendir. Kemik iliğinde üretilir ve allerjenlerle (polen, ev tozu, gıda allerjenleri gibi) karşılaşıldığında bağışıklık sistemimizden salınan birtakım medyatörler ile sayıları artar.

Polenlerin çok olduğu ilkbahar mevsiminde allerjiye duyarlı insanlarda görülen yoğun burun akıntıları ve aksırıklardan sorumlu gibi gözükmektedir. Özellikle bu hastaların burun sürüntülerinde çok yoğun miktarda eozinofiller görülmektedir.

Allerjik astımda da çoğunlukla ev tozuna duyarlı olan hastaların akciğerlerinde eozinofillerin yaptığı etkiler gözlenir.

Eozinofiller etkilerini granül içeriklerini ortama salarak gösterir. Mikroskopta incelendiğinde içlerindeki kırmızı granüller ile ayırtedilirler. Allerjik rinitli hastalarda burun mukozasında allerjenlerin etkisi ile salınan bu granüller hastalarda burun akıntısı, aksırma, kaşıntı gibi şikayetlere yol açar.

Eozinofiller etki edecekleri organa “kemokin” adı verilen medyatörlerle çağrılırlar. Etki edecekleri organa gittikten sonra tekrar allerjen ile karşılaştıklarında etkilerini gösterirler.

ENFEKSİYON Ateş, öksürük, boğaz, kulak, göğüs veya mide ağrısı,
Bazen enfeksiyonla savaşta ilaç almamız gerekebilir. Antibiyotik, mikropları öldürür.

‘İmmünoloji Bilimi’ aşağıda sıralanan konularda araştırmalar yapmaktadır
• Enfeksiyon hastalıkları (AIDS, viral & bakteriyel enfeksiyonlar, paraziter hastalıklar)
• Yeni aşılar
• Kanser oluşumu
• Primer immün yetersizlikler ve tedavileri
• Sekonder immün yetersizlikler
• Otoimmün ve romatizmal hastalıkların gelişimi ve tedavileri
• Solid organ transplantasyonu
• Kemik iliği transplantasyonları

Sık hastalanan çocuk
• Kronik enfeksiyon
• Tekrarlayan enfeksiyonlar
• Alışılmamış etkenlerle ortaya çıkan enfeksiyonlar
• Enfeksiyon atakları arasında enfeksiyonun kaybolmaması ve tedaviye yanıt vermemesi

Anne sütü
• Gerçek bir işlevsel besin
• Solunum ve mide-barsak yüzeyini salgısal IgA ile kaplayarak mikrobun geçişini engeller
• Yenidoğan doğal barsak florasını oluşturur
• Bakteri kolonizasyonunu önler
• Hem prebiyotik
• Hem probiyotik
• SİNBİYOTİK

Sağlıklı kalabilmek için:
• Anne sütü
• El yıkama
• Dengeli beslenme (protein, sebze, vitaminler)
• Düzenli uyku
• Düzenli spor
• Stresden uzak kal veya azaltmak için uğraş
• Aşılar
• Kalabalık, havalanması iyi olmayan ortamdan uzaklaşmalı (sigara dumanı)

İmmün sisteminiz sizi hep korusun